[P-078]Yetişkin mesane ekstrofisi: Olgu sunumuYılmaz Aslan1, Çağatay Evrim Afşarlar2, Altuğ Tuncel1, Ersin Köseoğlu1, Çağdaş Şenel12Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çock Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Çorum GİRİŞ: Mesane ekstrofisi, 1:10000 ile 1:50000 arasında insidansı olan bir orta hat kapanma defektidir. Yenidoğan döneminde uygulanan primer rekonstruksiyonun tatmin edici sonuçları bulunmaktadır. Belirgin bir defekt olmasından dolayı, mesane ekstrofisi erişkin dönemde nadiren görülmektedir. Toplum bilincinin eksikliği ve bölgesel tıbbi hizmetlerin yetersizliğinden dolayı erişkin döneme dek tedavi edilmemiş az sayıda hasta bulunmaktadır. OLGU: Afganistan’da mesane ekstrofisi tanısı alarak kliniğimize yönlendirilen 18 yaşındaki genç kadın hastanın tam kan sayımı, karaciğer, böbrek fonksiyon testleri ve idrar analizlerini içeren laboratuar tetkikleri normal idi. Tüm karın ultrasonografisinde ek patoloji saptanmadı. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği ve Plastik, Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Kliniği tarafından yapılan değerlendirmede pelvik kemik diastazı veya genital rekonstruksiyon açısından ek cerrahi girişim planlanmadı. Yapılan değerlendirmelerin ardından hastaya augmentasyon uygulanmadan mesane koruyucu cerrahi yapıldı. Mesaneden alınan örneklerin patolojik değerlendirilmesinde malignite bulgusuna rastlanmadı. Hastanın ilk ay ve ilk yıl kontrollerinde üst üriner sistem patolojisi saptanmadı. Hasta halen tam kontinan olarak ek şikayeti olmaksızın takip edilmektedir. TARTIŞMA: Erişkin dönemde mesane ekstrofisi nadirdir. Hastalık ile ilgili ön yargılar ve toplum bilincinin eksikliği az sayıda hastanın yenidoğan döneminde tedavi almasına engel olmaktadır. Erişkin dönemdeki mesane ekstrofisinin cerrahi tedavi seçenekleri arasında üreterosigmoidostomi, sistektomi ve mesane koruyucu yaklaşım bulunmaktadır. Üreterosigmoidostomi, ameliyat sonrası komplikasyonları nedeniyle zaman içerisinde terk edilmiştir. Sistektomi, malignite potansiyeli olan hastalarda tercih edilen bir yöntemdir. Sistektomi ve üriner diversiyona bağlı olası kozmetik problemler ve hastanın yaşadığı ülkede kendi kendine kateterizasyon imkanının olmaması nedenleri ile hastamıza mesane koruyucu yaklaşım uygulandı. Ameliyat esnasında yeterli mesane kapasitesinin oluşması nedeniyle augmentasyon yapılmadı. SONUÇ: Günümüzde erişkinde mesane ekstrofisine nadiren rastlanmaktadır. Doğru seçilmiş erişkin mesane ekstrofisi tanılı hastalarda, mesane koruyucu yaklaşım güvenilir, etkili ve uygulanabilir bir yöntemdir. Adult bladder extrophy: A case reportYılmaz Aslan1, Çağatay Evrim Afşarlar2, Altuğ Tuncel1, Ersin Köseoğlu1, Çağdaş Şenel12Hitit University Department of Pediatric Surgery, Corum INTRODUCTION: The bladder exstrophy, is a midline closure defect which has an incidence of 1:10000 to 1:50000. Treatment with primary reconstruction during infancy has satisfactory results. Because the defect is prominent, bladder exstrophy is rarely seen in adulthood. There are a few untreated group of patients because of the lack of public awareness and organized local medical foundations. CASE: An 18 years old girl was diagnosed with bladder exstrophy in Afghanistan and was referred to our clinic. Laboratory analysis including complete blood count, renal, liver function tests and urine analyses were normal. In abdominal ultrasonography no additional pathology was found.. Neither additional treatment for pelvic bone diastasis nor genital reconstrucion were not planned by Ortopedics and Traumatology or Plastic, Reconstructive and Aestetic Surgery Clinics. Bladder preservation without augmentation was performed. There was no malignancy on the pathologic examination of the specimen. On the first month control, there was no upper urinary system pathology on ultrasonography. She was fully continent on her first year follow up without any complaints DISCUSSION: The bladder exstrophy in adulthood is rare. Social stigma attached to the condition and a lack of public awareness cause a few patients not to receive treatment during infancy. Ureterosigmoidostomy, cystectomy and bladder preservation are the surgical options for the bladder exstrophy treatment in adulthood. Ureterosigmoidostomy has been relinguished because of post operative complications by time. Cystectomy is favorable in patients with malignant potential. In our case, we prefered bladder preservation because of potential cosmetic problems due to cystectomy and urinary divertion and the lack of possiblity of self catheterization in her country. During the procedure, the bladder seemed to have enough capasity. Then, no additional augmentation procedure was performed. CONCLUSION: Today, bladder exstrophy is a rare condition during adulthood. Bladder preservation procedure is safe, efficent and feasible in properly selected patients. |